Nâzim Hikmet Ran

Nâzim Hikmet Ran
Anmadan edemem ki ...
Biliyorum bazilariniz onu kötü tanidi bildi, vatan haini, komunist ... Ama hepimizi toplasak bu adamin TC olan sevigisini toplayamayiz.
Ilk ba$larda bendede ön yargi vardi ama zamanla, okuduckça gördüm ki tamamen yanilmi$im...Ilk okudugum "Hayat güzel arkada$" roman'i bir harika tek kelimeyle, bir adamin dü$eceleri, ücsuz bucaksiz, nasil akliniz bir $ey ba$ka $eye geçer ya ... öyle i$te...

Size bu "Vatan haini" ile ilgili kendi agziyla bir siir...

Vatan Haini

"Nazim Hikmet vatan hainligine devam ediyor hala.
Amerikan emperyalizminin yari somurgeyiz, dedi Hikmet.
Nazim Hikmet vatan hainligine devam ediyor hala."
Bir Ankara gazetesinde çikti bunlar, uç sutun ustun ustunde, kapka haykiran puntolarla,

bir Ankara gazetesinde, fotografi yaninda Amiral Vilyamson'un
66 santimetre karede guluyor, agzi kulaklarinda, Amerikan amirali
Amerika, butçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.

"Amerikan emperyalizminin yari somurgeyiz, dedi Hikmet
Nazim Hikmet vatan hainligine devam ediyor hala."

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim.

Vatan çiftliklerinizse,
karsalarinizin ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, $ose boylarinda gebermekse açliktan,
vatan, sogukta it gibi titremek ve sitmadan kivranmaksa yazin,
fabrikalarinizda al kanimizi içmekse vatan,
vatan tirnaklariysa agalarinizin,
vatan, mizrakli ilmuhalse, vatan, polis copuysa,
ondeneklerinizse, maa$larinizsa vatan,
vatan, Amerikan usleri, Amerikan bombasi, Amerikan donanmasi topuysa,

vatan, kurtulmamaksa kokmu$ karanligimizdan,

ben vatan hainiyim.

Yazin uç sutun ustune kapkara haykiran puntolarla :
Nazim Hikmet vatan hainligine devam ediyor hala.


Pour les non turcophones ...
Vous connaissaient à peu pres tous ma passion pour cet homme, je vous en parles assez non ?
Il a longtps été considéré comme un traite à la patrie en raison de son volonté de dire les choses cruement ...
Voici sa reponse toujours aussi vehemente :)


" Nazim Hikmet continue d'etre traitre à la patrie.
Nous sommes une demi-colonie de l'imperialisme américain a dit Hikmet.
Nazim Hikmet continu d'etre traitre à la patrie "
Voilà ce qu'on lit dans un journal d'Ankara sur trois colonne en caractères bien noirs et criards,
Dans un journal d'Ankara, à coté d'une photo de l'amiral Williamson.
L'Amiral rit sur 66 centimètres carrés, un sourrire jusqu'aux oreilles.
L'Amérique a fait à notre budget un don de 120 millions de livres turques, oui 120 millions de livres turques.

" Nous sommes une demi colonie de l'impérialisme américain, a dit Hikmet.
Nazim Hikmet continue d'etre traitre à la patrie ."

Oui, je suis traitre à la patrie, si vous etes patriotes, si vous etes protecteurs, du pays dont je suis traitre à la patrie.
Si la patrie ce sont vos fermes,
Si la patrie c'est tout ce qu'il y a dans vos caisses et sur vos carnets de cheques
Si la patrie, c'est crever de faim le long des routes,
Si la patrie, c'es trembler de froid dehors comme un chien et se tordre, de paludisme en été,
Si c'est pompé notre sang rouge dans vos usines la patrie
Si la patrie, ce sont les ongles de vos grands propriétaires terriens,
Si la patrie, ce sont les livres de la religion armée de lances, les matraques des policiers

Si ce sont vos rémunérations et vos traitements, la patrie
Si la patrie, ce sont les bases américaines, la bombe américaine, les canons de la flotte américaine

Si la patrie, ce n'est pas se délivrer de nos ténèbres pourries
Alors je suis traitre à la patrie

Ecrivez sur trois colonnes en caracteres bien noirs et criards :
" Nazim Hikmet continue d'etre traitre à la patrie "


(la traduction n'est pas de moi, je n'aurais pas su ...)

# Gepost op woensdag 13 april 2005, 18u22

Gewijzigd op zondag 12 augustus 2007, 16u41

Yilmaz Erdogan'dan ...

Yilmaz Erdogan'dan ...
Uzun bir yazi ama çok komik her seferinde kiriliyorum ben :)))



ADAM : Sevgilim, bugünlerde çıkabilecek miyiz? Hayır hazırlanman birkaç
yıl daha sürecekse bu kıyafetlerle çıkmayalım.
KADIN : Neden?
ADAM : Moda değişecek hayatım. Ya da en azından mevsim değişecek,
yazlık kıyafetlerle üşümeyelim diyorum.
KADIN : Abartma.
ADAM : Sen de abartma. Bir buçuk saattir portmantonun aynasında kendimi seyrediyorum ve sıkıldım.
KADIN : Bir de benim durumumu düşün. Yıllardır aynı manzarayı seyrediyorum.
ADAM : Ne varmış manzarada?
KADIN : Pek kayda değer bir şey yok. Bir burun ve arkadaşları.
ADAM : Çok komik. Kadınların sıradan bir evden çıkış hadisesini neden bu kadar ciddiye aldığını anlamıyorum.
Sanki bir daha dönmeyeceğiz. Gidip bir evin bahçesinde köfte yiyeceğiz, hepsi bu.
KADIN : Ona barbekü partisi deniliyor canım.
ADAM : Öyle mi? Peki köftelerin bundan haberi var mı?
Yoksa bizim salak köfteler aşağılık bir mangalda can vereceklerini mi düşünüyorlar?
Halbuki ne kızarması, parti kuruyor angutlar haberi yok.
KADIN : Amma konuştun ha! Geliyorum tamam.
ADAM : Gitmek istemediğim bir yere sayende acele ediyorum ya, ben
asıl ona yanıyorum.
KADIN : Neden gitmek istemiyormuşsun?
ADAM : Çünkü köfteleri mangala dizecek olan kişi senin eski sevgilin.
KADIN : Yine mi aynı konu?
ADAM : Evet aynı konu.
KADIN : Aşkım o yıllar önceydi.
ADAM : Ama o yıllarda da sevgililer sevişiyordu.
KADIN : Eeeee?
ADAM : Ne demek eeee? Adamın senin memelerine bakıp, siz bir de bunları benim zamanında görecektiniz, diye düşünmesi beni rahatsız ediyor.
KADIN : Kürşat'tan adam diye bahsetmen doğru değil.
ADAM : Madem bizim için adam sayılmıyor neden köftesini yemeğe gidiyoruz.
KADIN : Sevgilim yıllarca bu saçma konuyu konuşuyoruz. Kürşat'la yıllar önce kısa bir ilişkimiz oldu hepsi bu.
ADAM : Ne kadar kısa?
KADIN : Ne bileyim ben, iki ay falan.
ADAM : Memelerini görmesi için yeterli bir süre.
KADIN : Ben sana ilk erkeğim olduğunu söylediğimi hatırlamıyorum.
ADAM : İyi de bununla gurur duymasan iyi olur. Eski sevgililerinden bir takım kurma imkanımız olduğunu biliyoruz.
KADIN : Kabalaşma!
ADAM : Peki inceltelim. En azından basketbol takımı kurabiliriz, yedeklerle beraber tabi.
KADIN : Anladım, sen hazırda sorun bulamadın, yaratmaya çalışıyorsun.
ADAM : Hayır. Sadece insanların ayrıldıkları insanlarla sürekli
buluşup görüşmelerini anlayamıyorum.
"Tanıştırayım yeni sevgilim, eski sevgilim. Bu da eski sevgilimin yeni sevgilisi,
bu da yeni sevgilimin eski sevgilisi. Ne güzel değil mi? Hepimiz birbirimizin her yerini ezbere biliyoruz."
KADIN : Buna çağdaş yaşam deniliyor işte.
ADAM : Nesi çağdaş bunun? Biraraya gelmemesi gereken insanların toplanıp
birbirine çağdaş çağdaş gıcık olmalarının ne manası var?
Zira benim Kürşat'ı sevmem tıbben mümkün değil. Ama etraf uyuz olmasın diye ona gülmem hatta belki de köfteleri pişirmesine yardım etmem gerekiyor. Hiçbir şey
olmamış gibi.
Hiçbir ortak yanımız yokmuş ya da bir sürü ortak yanımız varmış gibi.
KADIN : Son söylediğin cümleyi anlamadım.
ADAM : Kürşat'la ortak yanlarımız, ortak yanlarımızı ortaya koyup dost olmamıza engel oluyor, bilmem anlatabildim mi?
KADIN : Hayır anlatamadın.
ADAM : Onunla tek ortak yanımız senin memelerin ve bu ortaklık beni rahatsız ediyor.
KADIN : Sürekli memelerimden bahsettiğinin farkında mısın?
ADAM : Özür dilerim. Kürşat'tan izin almalıydım. Ne de olsa memelerinin üzerinde onun da hakkı var.
KADIN : Bak bütün bu söylediklerini saçma sapan bulmakla beraber, eğer bu
konuda birisi problem çıkaracaksa o kürşat olmalı, çünkü o varken sen yoktun!
ADAM : Tamam işte, ben de bu yüzden onu köfte yemeğe çağırmıyorum.
KADIN : Acıklı olan şu. Biz seninle beraber olmaya başladığımız günlerde
ben önceki ilişkilerimi sana uzun uzun anlattım ve sen de büyük bir anlayışla dinledin. Ama sonuçta erkek olduğun için bana sahip olduğunu hissettiğin andan itibaren masken düştü.
Tarihime bile sahip çıkmaya başladın. Senden önce hayatıma giren herkesten nefret ediyorsun.
ADAM : Ama listede öyle adamlar var ki...
KADIN : Kimi kasdediyorsun?
ADAM : Mesela o cüce olan, neydi adı?
KADIN : Takiyettin'imi diyorsun?
ADAM : Evet Takiyettin. İsmi kendinden uzun. Salaklığa bak. Bir Cücenin adı en fazla Can olmalı. Ama kompleks işte. Ailesi uzun göstersin diye dikine çizgili bir isim koymuş.
Takiyettin! Duyan bir şey sansın diye.
KADIN : Aklın sıra aşağıladığın adam üç kez Tübitak'tan ödül aldı.
ADAM : Biliyorum, yılın en kısa boylu bilim adamı ödülü.
KADIN : Herkes senin gibi biçimsel bakmıyor olaya.
ADAM : O da davetli mi?
KADIN : Gelir herhalde, Kürşat'ın iyi arkadaşıdır.
ADAM : Hadi buyrun! Ne bu? Eski sevgililer toplanıp kongre mi yapacağız.
KADIN : Kürşat'la beni Takiyettin tanıştırmıştı zaten.
ADAM : Öyle mi? Ne güzel. Ne demişti tanıştırırken? "Kürşat benim boyum kısa, memelere yetişemiyorum, sen bir baksana."
KADIN : Sen gerçekten çok iğrenç bir insansın.
ADAM : Asıl iğrenç olan sensin. Ben birlikte olduğum kadınları toplayıp pirzola yapıyor muyum? İyi biz de toplanalım zaman?
KADIN : Toplanırsanız haberim olmasın. O kadar beşinci sınıf kadının arasında görünmem doğru olmaz.
ADAM : Doğru. Benimkilerin arasında Tübitak ödülü alan yok . Ama hepsi hiçbir yardıma ihtiyaç olmadan üst raftan kitap alabiliyor.
KADIN : Bu kadar iğrençlik yeter! Geliyor musun, gelmiyor musun?
ADAM : Bağırmadan konuş benimle.
KADIN : Ben bağırmıyorum.
ADAM : Bağırıyorsun.
KADIN : Geliyor musun sen?
ADAM : Hayır! Gelmiyorum.
KADIN : Sen bilirsin, ben gidiyorum.
ADAM : Sen benim yüzüme kapı çarpamazsın. Zıkkımın kökünü yiyin.
Yalnız Kürşat'a söyle, benimle ilgisi yok, o memeler benden önce sarkmıştı.



:D Amaniiiiin deli bu kari millet'i
(diyene bakin hele hehee)

# Gepost op woensdag 13 april 2005, 18u05

Sublimes paroles et idioties de Nasr Eddin Hodja

Sublimes paroles et idioties de Nasr Eddin Hodja
Le bol de lait

Nasr Eddin est invité chez un riche. La collation qu'il fait servir est un delicieux lait de chamelle bien frais saupoudré de cannelle.
L'hôte s'en sert un pleinl bol, mais il ne remplit qu'a demi celui de son invité.
Nasr Eddin commence alors à s'agiter sur son siège, cherchant partout autour de lui.
- Qu'est ce que tu voudrais, Nasr Eddin ? Une cuiller, du sucre ?
- Non, une scie. J'aimerais enlever le haut de mon bol, qui ne me sert à rien.




La corde à linge

- Nasr Eddin, peux tu me prêter ta corde à linge ? vient lui demander un de ses voisins. Ma femme va faire une grande lessive.
- Tu n'as vraiment pas de chance, répond le Hodja sans même lui jeter un regard. Je viens juste de m'en servir pour mettre à sécher de la farine.
- Par Allah ! Tu prétend faire sécher de la farine sur une corde à linge ? Et tu veux que je croie ?
- Tu n'es qu'un ignorant. Tu ne sais pas encore que lorsqu'on n'a pas envie de prêter sa corde à linge, on est capable de faire sécher n'importe quoi dessus ?

# Gepost op dinsdag 12 april 2005, 15u59